Avukatlık Mesleğinde İhtisaslaşma Olur mu?

Diğer, Haber Comments Off

Dünyanın çeşitli üniversitelerinde hukuk fakültesi okumak isteyen öğrencilerin iletişim kanallarından tarafımıza sorduğu soruların başını “avukatlık mesleğinde ihtisaslaşma” konusu çekmektedir. Zira hakimlik mesleği çeşitli uzmanlık ve mesleki kıdeme göre ihtisasa doğru yönlenme ihtiva etmekte olmasına rağmen; avukatlık mesleğinde bu durum biraz flu alandadır.

Avukat, hakim ve savcıların duruşma esnasında giydikleri cübbede de bu durum açıkça görülmektedir. Savcıların cübbelerindeki kol ve yaka kısmı, cezayı temsil eden renk olarak atfedilen kırmızı rengindedir. Sulh ceza, asliye ceza ve ağır ceza mahkemelerinde görev yapan hakimlerin de cübbelerinin kol ve yaka kısmı kırmızıdır.

Öte yandan sulh hukuk, asliye hukuk, aile mahkemesi gibi mahkemelerde dava yöneten hakimlerin cübbesindeki kol ve yaka kısmı uzlaşmayı temsil eden renk olan yeşildir. Yani hukuk ceza için kırmızı, uzlaşı için yeşil rengi tercih ediyor diyebiliriz.

Eğer ülkemizdeki bir avukat cübbesini incelerseniz; yaka kısmının kırmızı, kol kısmının ise yeşil olduğunu görebilirsiniz. Yani cübbeden de anlaşılacağı üzere, avukatlar hakim ve savcı meslektaşlarının aksine; hem ceza davalarına hem de hukuk davalarına girebilmektedir. Resmi olarak “avukatlık mesleğinde ihtisaslaşma” diye bir şey yoktur.

 

Avukatlık Mesleğinde İhtisaslaşma Olmalı mı?

Kanadalı yükseköğrenim kurumu Ryerson University Hukuk Fakültesi tarafından başlıktaki soru hakkında yayınlanan bilimsel makaleler incelediğinde; avukatlıkta branşlaşmanın son derece önemli olduğunun farklı akademisyenlerce altının çizildiği görülmektedir. Hatta hakimlerin ihtisaslaşması zorunlu kılınan ülkelerde, aynı zorunluluğun avukatlar için olmamasının dava tarafları için yaratacağı sıkıntılar kaleme alınmıştır.

Ülkemizde resmi olarak olmasa da pratikte avukatlar arasında ihtisaslaşma vardır. Örneğin ceza davalarına, velayet davalarına, borç alacak davalarına bakan avukatlar; genelde kendini bu alanda geliştirerek gayri resmi bir unvan kazanırlar. Bu gayri resmi alınan unvanları dağa derinlemesine incelemek için izmir ağır ceza avukatı Ramazan Sertan Saföz’e bazı sorular yönelttik. Yazımızın devamında bu konu hakkında ayrıntılı bilgi sahibi olacaksınız.

Neden İhtisas Sahibi Avukat?

Avukat Ramazan Sertan Saföz’e “avukatlar neden belli konularda uzmanlaşmalıdır?” sorusunu sorduğumuzda kendisi ekibimize “kanunlar sürekli ihtiyaçlar dahilinde yenilenmektedir. Ceza kanunu, borçlar kanunu, deniz işletmeciliğine dair kanunlar da her geçen gün toplumun ve dünyanın yeni gereksinimleri göz önüne alınarak revize edilir. Bu kanunların yüzlerce sayfadan oluşan metinler olduğu dikkate alındığında, avukatların belli alanlara duyduğu ilgiden mütevellit, mesleki eğilimleri olması kaçınılmazdır. Bu bağlamda hem ilgi alanına yönelik davalarda doğal olarak hakimiyet artacak, hem de bu alanda çok sayıda davaya girmesi neticesinde mesleki pratiği güçlenecektir. Her ne kadar kanunda avukatlara bir uzmanlaşma zorunluluğu getirilmese de, bir avukatın tüm hukuk alanında etkin olması hayatın doğal akışına aykırıdır” cevabını verdi.

Sözlerine “Örneğin, ben çevremde ağır ceza ve iş davaları avukatı olarak bilinirim. Cinsel istismar suçları alanına da hakimim. Her avukatın olması gerektiği gibi icra davaları konularında da etkinim. Ama hukukun her alanında aynı derecede bilgi sahibiyim demek abes olur. Bu iddiayı meslekte 40 yılını geçirmiş meslektaşlarımız dile getirmezler. Fakat buradan şu anlam çıkmamalı. Örneğin, deniz hukuku davasına daha evvel hiç girmemiş bir avukat, deniz hukuku alanında başarı gösteremez demek istemiyorum. Sadece bu alanda kendini yetiştirmiş ve sürekli bu davalara giren bir avukat ile daha çabuk yol kat edilir demek istiyorum” Şeklinde devam etti.

Takdir siz sevgili okuyucularımızın olmakla beraber, görünen o ki tüm mesleklerde olduğu gibi avukatlık mesleğinde de uzmanlaşmış olmak son derece önemli gözüküyor.

 

Author

Search

Back to Top

Skip to toolbar